Blog

30 Ağustos 2018

30 Ağustos: Zaferin Adı

Ülkelerin kaderlerinde birtakım mihenk taşları bulunur ve uluslar bu önemli tarihleri büyük bir coşku ile hatırlayarak bağımsızlığın kıymetini nesilden nesle aktarırlar. Türkiye için bu kilometre taşlarından birisi de şüphesiz 30 Ağustos. 96’ncı yıldönümünü kutladığımız Zafer Bayramı tekrar bir ulus olduğumuzu hatırlatan milli bayramlarımızdan birisi.

Tarih derslerinden hatırlayacağımız gibi Büyük Taarruz’a kadar savunma prensibine dayalı bir strateji izlenmiş, bu savaş ile birlikte büyük bir stratejik değişiklik yaşanmıştı. 26 Ağustos 1922 tarihinde yapılan topçu ateşinin biraz gerisine gitmemiz gerekirse bu zaferin temelleri Mustafa Kemal’in Ankara’dan ayrılmasına dayanıyor.

Bir Strateji Dehasından Hamleler

Askeri ve siyasi bir deha olduğu tartışma konusu olmayan Mustafa Kemal, 26 Ağustos’ta Ankara’dan ayrılmış ve kendisini ziyaret etmek için gelenlere hasta olduğunun söylenmesi talimatını vermişti. Eş zamanlı olarak İstanbul gazetelerine köşkte bir çay partisi olduğu yönünde bir haber metnini telgrafla yollatmıştı. Böylelikle Büyük Taarruz kararı alındığı bilinmeyecekti.

Şafakla birlikte başlayan topçu ateşi akabinde savaşın başlamasının hemen ardından çevre mevziler tekrar ele geçirilmişti. 2’nci gün Afyon, 3’üncü gün Dumlupınar alınarak düşmanlara büyük bir gözdağı verildi. Aralarında Generallerin de bulunduğu pek çok Yunan askeri esir alındı.

Başkumandanlık Meydan Muharebesi

Esir alınan Yunan Generallerin Atatürk’ün huzuruna çıkarıldığında bu harbi bizzat yöneten Mustafa Kemal’i karşılarında görünce şaşırdıkları tarih kayıtlarına geçmiştir. Kendi komutanlarının (Georgios Hacianestis) İzmir’den kıpırdayamadan bu büyük zaferin elde edilmesini takdire şayan bulmuşlardır. Hacianestis, Sakarya Meydan Savaşı’ndaki mağlubiyetlerinden hemen sonra atanmıştı.

Göreve gelmesiyle birlikte beraberinde bulunduğu fotoğrafçılar ve yabancı gazetecilerle birlikte gövde gösterisi yapmaktan geri durmayan Yunan General hiç beklemediği bir yenilgi almış ve görevinden olmuştu. Görevden alındığını öğrendikten sonra ülkesine kaçan Generalin sonu, yenilgiden sorumlu bulunarak kurşuna dizilmek olmuştu. Savaşın sona ermesi ve İzmir Kadifekale’ye bayrağın dikilmesi ile birlikte 9 Eylül 1922 itibariyle ülkemiz işgalden temizlenmişti.

Suno Medikal olarak birlik ve beraberliğe yeniden ihtiyaç duyduğumuz günümüzde bu kutlu zaferi kutluyor, Atatürk ve silah arkadaşlarına şükranlarımızı sunuyor ve milli ekonomiye gururla hizmet etmenin verdiği bilinçle çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

 

Haberler

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.